1 sene önce
1 sene önce

Ruhbilim nedir

RUHBİLİM a. 1. Çevre koşullarına bağlı olarak zihinsel etkinlikleri ve davranışları incelenmeyi amaçlayan bilim. (Eşanl. PSİ­KOLOJİ.) [Bk. ansikl. böl.] —2. Nesnel ruh­bilim, ruhsal işleyiş kuramı. Bu kuram, öz­nel ya da içebakışçı ruhbilimin tersine, içe- bakışın kendi başına önemi ve geçerliği olduğunu kabul etmez. || Patalojik ruhbi­lim, PSİKOPATOLOJİ’nin eşanlamlısı. || Öz­nel ruhbilim, İÇEBAKIŞÇI* RUHBİLİM’İn eşanlamlısı.

—Topruhbil. Kolektif ruhbilim, bir toplum­sal grubun kolektif bilincini inceleme ko­nusu olarak ele alan ruhbilim dalı (örn. ka­labalıkların incelenmesi). || Toplumsal ruh­bilim, bireyin toplum içinde uğradığı dav­ranış ve ruhsal özellik değişikliklerini ince­leyen ruhbilim dalı. (Eşanl. toplumruh- BİLİM, PSİKOSOSYOLOJi.) [Bk. ansikl. böl.) —ANSİKL. Bilimsel ruhbilimin en genel yö­nelimleri, iki sınıfa ayrılabilir. Bir yanda, iç etkinliklerin bilinemez (böyle etkinliklerin var olmadığı bile söylenmektedir) olduğu­nu ileri süren ve dolayısıyla davranışlarla durumlar arasındaki ilişkileri, yani uyartı­larla cevaplar arasındaki ilişkileri saptama­ya yönelen eğilimler, yani U-C behavior- culuğu yer alır. Öte yandaysa, iç etkinlik­lerin, ve bunları destekleyen süreç ya da yapıların, ruhbilimsel modellerin kurulma­sıyla dolaylı yoldan bilinebileceğini savu­nan yönelimler vardır. Bu modeller, onlar­dan türetilen tahminlere ve bu tahminler­le gözlemlenmiş davranışlar arasında ya­pılan karşılaştırmalara dayanılarak sına­madan geçirilir. Bu yönelim günümüzde, özellikle bilişsel ruhbilim tarafından tem­sil edilmektedir. Bilişsel ruhbilim dalı, bi­reylerin, iç gözlemleri konusundaki sözlü ifadeleri dikkate almayı genelde kabul eder ve bu sözlü ifadeleri herhangi baş­ka bir davranış gibi yöntemsel olarak in­celer. Zihinsel imgeye ilişkin sorunlara iliş­kin çağdaş inceleme bu girişimin iyi bir örneğidir. Genellikle bilişsel etkinlikler, gü­nümüzde, bu bakış açısından yoğun bir biçimde İncelenmektedir. Haz ve acı gö­rüngüleri heyecanlar ve kişilik de, aynı açı­dan incelenmeye başlanmıştır.

Ruhbilim, taşıdığı özellik bakımından birçok altdala ayrılır: farklar* ruhbilimi, ge­netik ruhbilim ya da gelişim ruhbilimi (bk. aşağıda), toplumsal*, patolojik*, klinik* ruhbilim gibi. İncelediği alan bakımından da dallara ayrılır: çalışma* ruhbilimi, ör­gütler ruhbilimi, eğitim ruhbilimi vb. Bir­çok karma dal da vardır: psikofizyoloji, nö- ropsikoloji, ruhdilbilim, psikofarmakoloji vb. gibi.

  • Genetik ruhbilim ya da gelişim ruhbili­mi. Bireyin davranışlarındaki özgül örgüt­lenmelerin geçirdiği değişimleri, yaş etke­nini göz önüne alarak inceler ve iki ilkeye dayanır: bir yanda, incelenen işleve göre davranışların özgül bir modeli vardır ve öte yanda, bu özgül modeller daha ön­ceki örgütlenmelere dayanmaktadır, yani önceki örgütlenmeler, sonraki modelleri hazırlar. J. Piaget bu bilimsel yaklaşımın en önemli temsilcilerinden biridir ve dü­şünce işlemlerinin ilerleyici bir yapılaşma­nın sonucu olduğunu göstermiştir. Çocuk ve ergen ruhbilimi, gelişim ruhbiliminde önemli bir yer tutar. Ne var ki gelişim, ya­şamın bu döneminde durmaz, olgunluğa, yaşlılığa ve ruhbilimsel süreçlerin yozlaş­masına kadar uzanır.

İç (kalıtım) ve dış (çevre) etkenlerin, her canlı varlığın gelişimini belirlediğini kabul eden genetik ruhbilim, bu ikisinin, yani doğuştan gelenle sonradan edinilenin gö­reli ağırlıklarını saptama sorunuyla gide­rek daha az ilgilenmektedir. Çünkü gene­tik ruhbilim, yalnızca fenotip düzeyinde kalmasını sağlayabilen yöntemlerinin sınır­lı olduğunu bilmektedir. Bununla birlikte, bireyin gelişimini açıklamaya çalışan ku­ramlarda, iki büyük eğilim birbirinden ay­rılır: doğuşsalcı kuramlar, doğumdan ön­ce yerleştirilmiş (hatta genlere işlenmiş) programların, gelişimi bütünüyle yönlen­dirdiğini öne sürerler; deneyci kuramlar­sa, bu tür programların varlığını inkâr et­meksizin, çevrenin, bu programların içe­riğindeki gizilgüçlerin gün ışığına çıkıp çıkmamasını belirlediğini söylerler.

—Topruhbil. Toplumsal ruhbilim. Yöntem­leri arasında, deneysel olmayan (örn. gü­dümlü ya da yarı güdümlü görüşmeler, soru listeleri, gözlemler, sosyometri vb.) ve deneysel olanlar yer alır. Toplumsal ruh- bilimde deney kavramı belli bir tip incele­meyi belirtir. Burada araştırmacı, deney­sel bir grup üzerinde çalışır ve bir süreç­te bilerek bazı değişiklikler (bağımsız de­ğişken) meydana getirir ve sonra bunla­rın etkilerini (bağımlı değişken) değeriendirmek için süreci ölçer ya da gözlemler. Bu değişikliklere, “işlemeler” adı verilir. Araştırmacı, daha sonra, bu etkileri, işle­me görmemiş bir tanık grupta meydana gelen etkilerle karşılaştırır. Örneğin top­lumsal kategorileştirmenin tümevarımlı ya­nını saptamaya yönelik bir deneyde (H. Tajfel 1972), tanıdık bir nesnenin (uyartı) belli belirsiz görüntüsü deneklere sunulu­yordu. Daha sonra, görüntü, yavaş yavaş netleşiyordu. Eğer denek, başlangıçtaki belirsiz görüntüyü yanlış tanımışsa, hiçbir hataya yol açmayacak olan net görüntü ortaya çıktığında bile onu doğru olarak ta- nıyamıyordu. Bu tip deneysel araştırma, özgül durumların incelenmesini amaçla­maz, ama bu durumların, mekanizmala­rın araştırılmasındaki kullanımı, yani belli bir durumda ortaya çıkan ruhsal ve biliş­sel süreçlerin incelenmesini amaçlar.

Yöntembilimsel ve bilimkuramsal plan­da, laboratuvarda gerçekleşen bu deney­le doğal toplumsal çevrede gerçekleşen deney arasında fark gözetilir. Çünkü do­ğal toplumsal çevrede gerçekleşen dene­yin, daha gerçek toplumsal etkenleri, da­ha doğal ve özgür davranışları tanıtması gerekir. Ne var ki, laboratuvardaki deney ve doğal ortamdaki deney, genel uygula­mada birbirinden bu derece uzak değildir (J. P Deconchy 1979). Gerçekten de, la­boratuvarda yapılan bir deney, laboratuvar sınırlarını aşarak doğal ortamda yapılmış bir deneye dönüşebilir ya da laboratuvar­daki durum, ancak, “doğalcı” terimlerle çözümlendiğinde, yani toplumsal, kültü­rel ve tarihsel olaylara gönderme yapıldı­ğında (örneğin, beyaz bir gömlek giymiş ve deneğe “uzman” olduğu söylenen bir kimseye karşı gösterilen saygı sözkonusu olduğunda) kavranabilir. Çünkü çoğu kez, toplumsal doğal durumlar aşırı ölçüde minyatürleştirilmiş, etkileşim sistemleri çok fazla küçülmüş ve dolayısıyla toplumsal global duruma oranla neredeyse tama­men bir başına kalmıştır.

Gerçek ayrım çizgisi, laboratuvardaki deneyle doğal toplumsal ortamdaki de­ney arasında değil, doğal toplumsal or­tamda deney diye adlandırılagelmiş olan şeyin merkezinden geçer Kimi doğal top­lumsal etkinlikler laboratuvarda minyatür­leştirilmiş biçimde incelenir, ama bazıları bu durumda, öz niteliklerini yitirirler. O za­man, eksiksiz ve el değmemiş sistemler üzerinde deneklerin farkına varmadıkla­rı, ama gerçek kazanç ya da kayıplara yol açabilecek müdahalelerle (Lemaine, 1975) deney yapmak gerekli olacaktır; ya da, deney yapana ve deneyine, incelenen grubun toplumsal alanıyla ve hatta tarihiy­le bütünleşme olanağı sağlayabilen du­rumları incelemek zorunlu olacaktır.

RUHBİLİMCİ a. Ruhbılımle ilgili mesle­ki bir etkinlik gösteren kimse. (Eşanl. PSİ­KOLOG.)

RUHBİLİMLEŞTİRİCİ sıf. Ruhbilimleştiriciliğe ilişkin.

Paylaşın

Editörün Seçtikleri